Hüzzam Makamı
huzzam1.mus

“Dizisi, yerindeki hüzzam beşlisine eviç perdesinde bir hicaz dörtlüsünün eklenmesinden meydana gelmiştir:

Yukarıdaki dizide aynı zamanda nevâ perdesi üzerinde bir hicaz dörtlüsünün de mevcudiyeti dikkati çekmektedir. Hüzzam makamının seyri esnasında bu hicaz dörtlüsünün bir hümâyun dizisi şeklinde tiz tarafa doğru uzandığı ve tabii olarak da eviç perdesindeki hicaz dörtlüsünün yerini gerdâniyede bir bûselik beşlisine terkettiği görülür. Yeni teşekkül eden bu hümâyun dizisine hüzzam makamında çok rağbet edilir. Eviç perdesi üzerindeki hicaz dörtlüsü ise bazan küçük bir geçki olarak yer alır, bazan da hiç kullanılmaz. Bu durumda hüzzam makamını, “Yerindeki hüzzam beşlisine eviç perdesinde bir hicaz dörtlüsünün ve nevâ perdesi üzerindeki hümâyun dizisinin eklenmesidir” şeklinde tarif etmek daha doğru olur.

Makamın temelini teşkil eden hüzzam beşlisi bir tam beşlidir. Bunun dördüncü sesi olan hisar perdesi (bakıye bemollü mi), 1 veya 1,5 koma daha dik olması gereken bir perdedir. Ancak bugün kullanılan Arel-Ezgi-Uzdilek nazariyatında bu perdeyi gösterecek bir başka işaret bulunmadığı için mecburen bakıye bemolüyle gösterilen ses icrada daha dik basılır. Bu durumda, hüzzam beşlisinin 4. aralığı olan artık ikili aralığı da aynı sebeple 12 koma olmayıp yaklaşık 10,5 veya 11 koma olacaktır. Esasen hüzzam makamındaki hisar perdesi, iniş-çıkış cazibesiyle yahut seyre karışan başka çeşni ve diziler sebebiyle çok değişken bir perde özelliğini taşımaktadır. Bu değişkenliğe sebep olan çeşniler makamın oldukça birleşik bir yapıya sahip olduğunu ortaya koyar. Hüzzam makamı seyri esnasında yukarıda zikredilen dizi ve çeşnilere ilâve olarak zaman zaman eviçte segâh dörtlüsü, dik hisarda nikriz beşlisi, nevâda uşşak dörtlüsü, segâhta tam veya eksik segâh beşlisiyle yine aynı perdede tam veya eksik ferahnâk beşlisi gibi çeşnilere de yer verildiği görülmektedir.

Nota yazımında donanımına si için koma bemolü (segâh), mi için bakıye bemolü (hisar) ve fa için bakıye diyezi (eviç) yazılır, gerekli diğer değişiklikler eser içinde gösterilir. Makamın yedeni portenin ikinci aralığındaki bakıye diyezli lâ (kürdî) perdesi, durağı segâh perdesi, güçlüsü nevâ perdesi olup bu perdede hicaz çeşnisiyle makamın yarım kararı yapılır.

İnici-çıkıcı bir seyir takip eden hüzzam makamında, yukarıda sözü geçen çeşnilerin bulunduğu perdeler aynı zamanda bu çeşnilerle yapılan asma kararların da perdeleridir. Bunlardan başka ayrıca rast perdesinde rast çeşnisiyle, dügâh perdesinde uşşak çeşnisiyle asma kararlar yapılabilir. Bu durumda yerinde bir basit sûzinak dizisiyle bir karcığar dizisi meydana gelir. Rast ve dügâh perdelerinde yapılan bu asma kararlar, aynı zamanda makamın pest tarafındaki genişlemesinin bir kısmını teşkil eder. Ancak tam kararın muhakkak yerindeki hüzzam beşlisiyle yapılması gerekir.

Yapısı gereği tiz taraftan esasen yeterli genişlikte olan hüzzam makamı pest taraftan da genişler. Bu genişleme esnasında oluşan basit sûzinak ve karcığar dizilerinden yukarıda bahsedilmişti. Bu yakınlık dolayısıyla sûzinak, karcığar ve hüzzam makamları iç içe olarak düşünülmüştür.

Hüzzam makamının seyri sırasında segâh veya hüzzam çeşnili asma kararlar yapılırken kararı kuvvetlendirmek için lâ bakıye diyezli kürdî perdesi yeden olarak kullanılır. Eğer bu perde değiştirilmeden ırak perdesine kadar inilirse bu, eviç perdesinde bulunan hicaz çeşnisinin alt simetriği olur ve böylece ırak perdesinde de hicaz çeşnili bir asma karar yapılır. Ayrıca aynı seslerle rast perdesinde kalınırsa bu da hicaz çeşnisinin ikinci derecesi üzerindeki çeşnisiz asma kararıdır (bk. HİCAZ; HÜMÂYUN; UZZÂL; ZİRGÜLELİ HİCAZ).

Hüzzam makamının seyrine durak veya güçlü civarından, daha doğrusu hüzzam beşlisinin seslerinden başlanır. Makamı meydana getiren dizi ve çeşnilerde karışık gezinilip nevâ perdesinde hicaz çeşnisiyle yarım karar yapılır. Daha sonra gerekli asma kararlar da gösterilerek icap ediyorsa genişlemiş bölgede de dolaşılır. Nihayet segâh perdesinde hüzzam beşlisiyle ve genellikle yedenli tam karar yapılır.

Tarih boyunca Türk mûsikisinin hemen her formunda büyük bir rağbetle kullanılmış olan hüzzam makamının yapısı dinî, tasavvufî, lirik ve çoğunlukla da bir hüzün ifadesi taşır. Şehzade Seyfeddin Efendi’nin muhammes usulündeki peşrevi ile Nevres Bey’in saz semâisi bu makamın en beğenilen saz eserleri arasındadır. Ayrıca hüzzamı çok sevdiği söylenen Hamâmîzâde İsmâil Dede Efendi’nin bu sevgisi, makamın âdeta bir şâhikası kabul edilen kendi bestesi Mevlevî âyin-i şerifinde çok açık olarak hissedilir. Yine Dede Efendi’nin darbeyn usulünde, “Gören fütâde olur hüsn-i bîbahânesine” mısraı ile başlayan bestesiyle Kömürcüzâde Hâfız Mehmed Efendi’nin remel usulünde, “Aldım hayâl-i perçemin ey mâh dîdeme” mısraıyla başlayan bestesi, Kemânî Corci’nin, “Bizde aşkınla bu feryâd kalır mı bilmem” mısraıyla başlayan ağır semâisi, Dede Efendi’nin, “Reh-i aşkınla edip kaddimi kütâh gönül” mısraıyla başlayan yürük semâisi bu makamın en güzel örneklerindendir. Hüzzam makamında pek çok şarkı bestelenmiştir. Bunlar arasında Hâfız Yûsuf Efendi’nin, “Nice bir hasret ile rûz ü şeb efgān edeyim”; Hacı Ârif Bey’in, “Güzel gün görmedi âvâre gönlüm”; Yesâri Âsım Arsoy’un, “Ömrüm seni sevmekle nihâyet bulacaktır” mısraları ile başlayan curcuna usulündeki şarkıları örnek olarak verilebilir. Dinî mûsiki eserleri arasında Hacı Fâik Bey’in düyek usulünde, “Merhabâ ey fahr-i âlem merhabâ” mısraıyla başlayan tevşîhi ile Sadettin Kaynak’ın yine aynı usulde, “Yâ sâhibe’l-cemâl ve yâ seyyide’l-beşer” mısraıyla başlayan şuğulü çok beğenilen eserler arasındadır.”
Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (cilt: 19; sayfa: 76)