Hüseyni Makamı
hüseyni

Seyri: Çıkıcıdır

Hüseyine ait anlamındadır. İlk defa XIV. yüzyılda Safiyüdün Abdülmüminin eserlerinde rastlanılmaktadır. Yerinde hüseyni beşlisine hüseyni perdesinde uşak dörtlüsünün eklenmesiyle meydana gelir.

“Dizisi, yerinde hüseynî beşlisine hüseynî perdesinde uşşak dörtlüsünün eklenmesinden meydana gelmiştir:

Hüseynî makamının seyri sırasında ve özellikle inici nağmelerde iniş cazibesiyle bazan eviç perdesi yerine acem perdesinin kullanılması sonucu hüseynîdeki uşşak dörtlüsünün yerini kürdî dörtlüsü alır. Bu durumda “acemli hüseynî dizisi” adlı yeni bir dizi teşekkül eder. Bu dizi makamın ikinci dizisi olup hemen bütün hüseynî eserlerde kullanılır:

Nota yazımında donanımına si için koma bemolü (segâh), fa için bakıye diyezi (eviç) yazılır, gerekli diğer değişiklikler eser içerisinde gösterilir. Makamın yedeni rast, durağı dügâh, güçlüsü hüseynî perdesidir.

Hüseynî makamının en önemli ve karakteristik asma karar perdesi çârgâhtır. Acemli hüseynî dizisi kullanılarak yukarıdan inildiğinde bu perdede yapılan asma karar çârgâh çeşnili olup hüseynî makamı için çok önemlidir. Ayrıca eviç perdesiyle inildiğinde yapılan pencgâhlı kalışın çok az kullanıldığını da belirtmek gerekir:

Makamın ikinci derecede önemli asma karar perdesi ise segâhtır. Bu perde üzerinde segâh veya ferahnâk çeşnili, eğer acemli hüseynî dizisiyle inilip kalınırsa eksik segâh veya eksik ferahnâk çeşnili asma kararlar yapılır.

Nevâ perdesi de üzerinde rast veya bûselik çeşnileriyle kalınan diğer bir asma karar perdesidir. Ayrıca rast perdesinde de rast çeşnisiyle asma karar yapılabilir.

Hüseynî makamı tiz taraftan iki şekilde genişler. Birincisi, güçlü perdesi üzerindeki uşşak dörtlüsünün, muhayyer perdesine bir bûselik beşlisi getirilerek hüseynîde uşşak dizisi halinde uzatılması suretiyle meydana gelir. Bu, hüseynî makamının en çok kullanılan, yeni dizi oluşumu şeklindeki genişlemesidir:

İkinci genişleme ise karar perdesi üzerinde bulunan hüseynî beşlisinin simetrik olarak tiz durak muhayyer üzerine göçürülmesi suretiyle meydana gelir.

İnici-çıkıcı bir seyir takip eden hüseynî makamının seyrine güçlü hüseynî perdesi civarından başlanır. Diziyi meydana getiren çeşnilerde, hüseynî perdesi merkezli karışık gezindikten sonra güçlü perdesinde uşşak çeşnisiyle yarım karar yapılır (Bu perdedeki kürdîli kalışlar genellikle asma karardır, ancak bazı eserlerde yarım karar olarak kalındığı da görülmüştür). Diziyi meydana getiren çeşnilerde, gerekli asma kararlar ve diğer özellikler de gösterilip istenirse genişlemiş bölgede de dolaşıldıktan sonra hüseynî dizisiyle dügâh perdesinde hüseynîli tam karar yapılır.

Zaharya’nın berefşân usulünde, “Şebnem gibi saçılsın hûn-i eşk-i pürrevânım”, Ebûbekir Ağa’nın remel usulünde “Cânım yerine geldi ki cânânımı gördüm” mısraı ile başlayan besteleri, yine Zaharya’nın “Tal‘atın devr-i kamerde mihr-i âlemtâb eder” mısraı ile başlayan ağır semâisi, Tab‘î Mustafa Efendi’nin “Ben gibi sana âşık-ı üftâde bulunmaz” mısraı ile başlayan yürük semâisiyle Kara İsmâil Ağa’nın “Gönüller uğrusu bir yâr-i bî-amânım var” mısraı ile başlayan nakış yürük semâisi bu makamın seçkin eserleri arasındadır. Ayrıca Tanbûrî Ali Efendi’nin aksak semâi usulünde “Nice bir hasret-i cânâna tahammül edeyim”, Şevki Bey’in curcuna usulünde “Nedir bu hâletin ey mehcemâlim”, Hâfız Yûsuf Efendi’nin curcuna usulünde “Saçın bükümleri gönül bağıdır” mısraıyla başlayan şarkıları ve Hamâmîzâde İsmâil Dede Efendi’nin yürük semâi usulünde “Nûr-i fahr-i âleme bir zerre olmaz âfitâb” mısraı ile başlayan tevşîhi ile Balat Şeyhi Kemal Efendi’nin devr-i revân usulünde “Varsam bir âmile sorsam hâlimi” mısraı ile başlayan ilâhisi de hüseynî makamının yaygın örneklerindendir.”
Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (cilt: 19; sayfa: 22)