Hicaz Makamı
hicaz

 

Seyri: İnici – Çıkıcıdır.

Kelime anlamı Arabistan’daki bir ilin adıdır. İlk defa XIV. yüzyılda Urmevini’nin eserlerinde rastlanmaktadır. Yerinde hicaz dörtlüsüne neva perdesinde rast beşlisinin eklenmesinden meydana gelir.

““Hicaz ailesi” adı verilen birbiriyle yakın ilişkili dört makamdan oluşan grubun bir üyesidir. Dizisi, yerinde hicaz dörtlüsüne nevâda rast beşlisinin eklenmesinden meydana gelmiştir.

Nota yazımında donanımına si için bakıye bemolü (dik kürdî), fa ve do için bakıye diyezi (eviç ve nîm-hicaz) yazılır, gerekli değişiklikler ise eser içerisinde gösterilir. Yedeni rast, durağı dügâh perdesidir. Ancak bazı klasik formlarda istisna olarak nîm zirgüle perdesinin yeden olarak kullanıldığı da görülmüştür. Makamın güçlüsü nevâ perdesi olup bu perdede rast çeşnisiyle yarım karar yapılır.

Hicaz makamında, bütün hicaz ailesinin ortak asma kararları olan rastta nikrizli, nîm-hicaz ve dik kürdîde çeşnisiz kalışlarla aynı ailedeki diğer makamların güçlü perdeleri asma karar olarak kullanılır. Bunlar da nevâda bûselikli (hümâyunun güçlüsü), hüseynîde uşşaklı (uzzâlın güçlüsü) ve hicazlı (zirgüleli hicazın güçlüsü) asma kararlardır. Ancak hüseynîdeki hicazlı asma karar çok az kullanılır.

Hicaz makamı dizinin hem tiz hem de pest tarafından genişleyebilir. Pest taraftan genişlemesi, güçlü perdesi üzerindeki rast beşlisinin simetrik olarak durağın altına göçürülmesi suretiyle meydana gelir. Yani yapılan bu simetrik genişleme aynı zamanda yegâh perdesinde rast beşlisiyle dügâh perdesinde hicaz dörtlüsünün oluşturduğu, yegâhta bir basit sûzinak dizisini tabii olarak meydana getirmiş olur.

Bu arada çok nâdir olmakla beraber yegâha nikriz beşlisi ve hüseynî aşirana hicaz dörtlüsü ile düşüldüğü de görülmektedir.

Tiz taraftan genişlemesi ise iki şekilde olur. Birincisinde, güçlü perdesi üzerindeki rast beşlisi, bir bûselik dörtlüsünün eklenmesiyle nevâda acemli rast dizisi halinde uzatılır; ikincisinde de yerindeki hicaz dörtlüsü simetrik olarak tiz durak üzerine göçürülüp nevâ perdesinde bir basit sûzinak dizisi meydana gelir.

İnici-çıkıcı, bazan da çıkıcı olarak kullanılan hicaz makamının seyrine durak veya güçlü civarından başlanır. Diziyi meydana getiren çeşnilerde karışık gezinildikten sonra güçlü perdesinde rast çeşnisiyle makamın yarım kararı yapılır. Bu arada gerekli yerlerdeki asma kararlarla hicaz ailesinin diğer makamlarına geçkiler de yapıldıktan sonra bütün dizide ve istenirse genişlemiş bölgede dolaşılır; nihayet hicaz dizisiyle dügâh perdesinde tam karar yapılır.

Hicaz makamına örnek olarak Nâyî Osman Dede ile Aziz Dede’nin devr-i kebîr usulündeki peşrevleri, Hamâmîzâde İsmâil Dede’nin zencir usulünde, “Ol mâhitâbı aceb gösterir mi bana felek” mısraıyla başlayan bestesiyle ağır düyek usulünde, “Ey çeşm-i âhû hicr ile tenhâlara saldın beni” mısraıyla başlayan bestesi ve Ebûbekir Ağa’nın, “Ârâm edemem yâre nigâh eylemedikçe” mısraı ile başlayan yürük semâisi verilebilir. Dinî Türk mûsikisinde ise Vardakosta Ahmed Ağa’nın Hicaz Mevlevî âyiniyle güftesi Dede Ömer Rûşenî’ye ait, ”Çün doğup tuttu cihan yüzünü hüsnün güneşi” mısraıyla başlayan hicaz tevşîh tanınmış eserler arasındadır.”
Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (cilt: 17; sayfa: 440)