Acemaşiran Makamı
acemaşiran

Seyri: İnicidir

Arapça ‘da “Aşir” kelimesi onda bir manasına ve Farsça ‘da “an” çoğul canlı edatıyla belirilir. Canlılar anlamına gelmektedir. 17.Yüzyılda Hafız Post’un düzenlediği Söz dergisinde bahsedilir.

“Dört buçuk asırlık bir geçmişi olduğu tahmin edilen en eski ve en çok kullanılan makamlardan biridir. Acem makamının icrasından sonra, çârgâh dörtlüsü ile acem-aşiran perdesinde karar verilerek meydana gelir. Donanımına karar kalıbının ârızası olan kürdî perdesi bemolü yazılır. Güçlüleri sırasıyla acem, çârgâh ve dügâh perdeleridir. Durağı ise acemaşiran perdesidir. Meyan geçkileri genellikle sabâ makamına yapılır. Seyri inicidir.

Bazı nazariyatçılar tarafından acem-aşiran makamının Batı müziğindeki fa majör olduğu ileri sürülmektedir. Halbuki Türk mûsikisinin makamları ile Batı müziğinin tonaliteleri arasında herhangi bir münasebet bulunmamaktadır. Buna rağmen bazı benzetmeler yapılarak birtakım tariflere gidilmesi, aslında sistemleri farklı olan bu iki müziğin özelliklerinin göz ardı edilmesi demek olur ki bu da bazı yanlışlıklara sebebiyet vermektedir.

Acem-aşiran makamına örnek olarak, Neyzen Sâlih Dede’nin devr-i kebir usulündeki peşrevi, Şeyh Hüseyin Fahreddin Dede’nin âyîn-i şerifi, İsmâil Dede’nin “Ey lebleri gonca, yüzü gül serv-i bülendim” mısraıyla başlayan ağır semâisi, Zekâi Dede’nin “Bin cefâ görsem ey sanem senden” mısraı ile başlayan muhammes usulündeki bestesi ve yine Zekâi Dede’nin “Ey Allahım sen var iken” mısraı ile başlayan düyek usulündeki ilâhisi gösterilebilir.”
Diyanet vakfı islâm ansiklopedisi (cilt: 01; sayfa: 323)